Paylaş

El Cezire’nin internet sitesinde haftalık yayınlanan ve dünya medyasındaki gelişmeleri konu alan programı Listening Post’un bu haftaki gündemi Türk medyasında yaşananlardı. Usta gazeteci Richard Gizbert 15 Temmuz Darbe girişiminin öncesinde ve sonrasında basın ile ilgili yaşananları Can Dündar, Mahir Zeynelov ve Çağdaş Kaplan’a sordu. Gizbert karşı tarafa da mikrofon uzattı.

İşte dikkat çeken o röpörtaj:

Sürgünde yaşayan üç Türk gazeteci ile konuştuk tabii ki Ankara’nın savunmasını da dinledik.

Geçtiğimiz ay, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk basınının başkenti sayılan İstanbul’da , nadiren görülen bir durum olsa da, basın toplantısı düzenledi.

Açılış konuşmasında Erdoğan, basın özgürlüğünün kendisi için “hayati öneme sahip” olduğunu söyledi. Erdoğan böyle konuşsa da aslında sayılar ele alındığında gerçeklerle pek de bağdaşmayan bir ifadeydi.

Son 3 yılda, 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana diğer ülkelerde eşine pek rastlanmayan bir durum yaşandı ve yüzlerce gazeteci tutuklandı.

Bununla birlikte çok sayıda gazeteci hakkında soruşturma açılırken pek çok gazeteci de yurt dışına çıkarak sığınma başvurusunda bulundu.

El Cezire yayın grubunda haftalık gerçekleştirilen The Listening Post programında AKP’yi eleştiren ve daha sonra cezaevine girmemek için yurt dışına çıkmak zorunda bırakılan 3 muhalif gazeteci konuştu.

Can Dündar, Türkiye’nin önde gelen gazetelerinden birinin editörüydü. Düşünce olarak sol tarafta bulunan, laik olarak bilinen ve sık sık hükumeti eleştiren muhalif Cumhuriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliğini yaptı.

Dündar devlet sırlarını açığa vurma iddiasıyla yargılandığı davada 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme öncesinde Dündar, bir Erdoğan taraftarı tarafından silahlı saldırıya ( iki el ateş edilerek ) da uğradı.

Verilen hapis cezasını Türkiye’de kalıp temyiz etmek yerine neden sürgünü seçtiğini sorduğumuz Dündar “Türk yargısına güvenini kaybettiği” cevabını verdi.

“Askeri darbe girişiminden sonra, Erdoğan bütün sistemi değiştirdi. Yaptığı ilk şey, serbest bırakılmama karar veren yüksek yargı hakimlerini tutuklamak oldu. Bu yüzden onlar hala hapisteler. Bağımsız bir adalet olmadan, gerçekten kendinizi savunamazsınız. Bu, kafamı giyotine koymak gibi bir şey olurdu.” dedi.

Zaman Gazetesi de 2016’daki darbe girişiminin ardından sivil toplum kuruluşlarının zorla kapatılması sırasında nasibini alan basın kuruluşları arasında yer aldı ve kapatılan 100 den fazla medya kuruluşundan biri oldu. Gazete hükumete karşı geldiği iddia edilen Hizmet Hareketinin lideri Fethullah Gülen’le bağlantılı olduğu iddialarıyla hedef haline geldi.

Zaman Gazetesinin İngilizce yayın yapan diğer gazetesi Today’s Zaman’ın internet sitesi editörü Mahir Zeynelov da tıpkı Can Dündar gibi hükumetle ilgili sorunları dile getirmişti.

The Listening Post’a Washington DC deki yeni ikametgahında konuşan Zeynelov “25 Aralık 2013 günü hedefinde Başbakan Erdoğan’ın olduğu yolsuzluk operasyonlarıyla ilgili bir makale yazdım” dedi. O günden sonra Erdoğan bana hakkımda 6 yıl hapis cezası verilmesine neden olan suçlamalarda bulundu.

Zeynelov’a göre, cumhurbaşkanına yönelik yolsuzluk iddiaları, Türk gazetecilerinin dile getirmeye korktuğu tabulardan birini oluşturuyor. Bir diğer tabu ise ona göre “Kürt Meselesi”.

Yeni Yaşam gazetesinin eski editörü Çağdaş Kaplan, 2011’de tutuklanan 32 Kürt gazeteciden biriydi ve bir yıl hapiste kaldı. İnsan Hakları ihlallerine maruz kalanlardan birisiydi. Eğer Kaplan bu yılın başlarında Atina’ya gelmeseydi 20-25 yıl arasında değişen bir hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecekti.

Türkiye’de basın özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi için tek yolun, mücadele olduğunu söyleyen Kaplan:

“Bunun için savaşmak zorundayız, tıpkı diğer haklarımız gibi. Bu temel hakları mezardan çıkarma gücümüz var. Ancak ve ancak bunu direnerek yapabiliriz, aksi takdirde imkansız.” ifadelerini kullandı.

Katkıda Bulunanlar:
Mahir Zeynalov – Editör, The Globe Post & Former Online editör Today’s Zaman
Can Dündar – Editör, Özgürüz & Former Editör, Cumhuriyet
Çağdaş Kaplan – Reporter, Yeni Yaşam

Türkiye’de, Erdoğan hükumetini eleştiren gazeteciler, kendilerinin Türk devleti tarafından ‘terörist’ olarak tanımlanmalarının yasal olarak doğru olmadığını söylüyorlar.

Listening Post olarak bu konuları konuşmak için bazı üst düzey hükumet yetkilileriyle röportaj talep ettik. Cumhurbaşkanının İletişim Direktörünü, sözcüsünü, özel danışmanını davet ettik, ancak hiçbiri konuşmayı kabul etmedi. 

Ancak Erdoğan’ın sıkı taraftarı olan TGRT Haber kanalı yorumcusu Cem Küçük ile bir röportaj yaptık.

Küçük, bizimle yaptığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı yakın danışmanlarınca medyaya ilişkin kullanılan belirli ifadeler çerçevesinde cevaplar verdi.

Haberin Orjinal Metni: https://www.aljazeera.com/programmes/listeningpost/2019/07/turkey-country-bold-journalists-190706100813375.html

Kaynak: Al Jazeera English

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz