Haber

Ahmet Altan: Sözlerimi hapsedemezler

2016’daki darbe girişiminin ardından tutuklanan ve halen cezaevinde bulunan gazeteci yazar Ahmet Altan’ın yakınlarda İngilizce de yayınlanacak kitabı vesilesiyle Observer gazetesinde Mark Seacombe imzasıyla bir yazı yayınlandı. Cezaevine iletilen sorulara Altan’ın cevapları ve yakınlarının görüşlerini içeren yazının özet çevirisi şöyle…

Baillie Gifford edebiyat ödülüne aday gösterilen siyasi tutuklu Altan parmaklıklar ardında yeni bir roman yazdı.

Altan’ın kitabı Baillie Gifford Ödülüne aday gösterildi

Ahmet Altan cezaevinde yazdığı Dünyayı Bir Daha Hiç Görmeyeceğim ile Britanya’nın prestijli Baillie Gifford Ödülü’ne aday gösterildi.

I Will Never See the World Again (Dünyayı Bir Daha Hiç Göremeyeceğim) başlıklı kitabının sonunda “Beni hapsetmeye güçleri yeter ama beni hapiste tutmaya kimsenin gücü yetmez” diyen Ahmet Altan şöyle devam ediyor: “Çünkü bütün yazarlar gibi benim de sihirli güçlerim var, duvarlarınızı kolayca aşabilirim.”

Yazarın avukatına verdiği notların arasında dışarıya çıkarılan yazılar bu yılın bahar aylarında Britanya’da yayınlandığında eleştirmenler tarafından anında bir klasik olarak değerlendirilip övüldü, geçen hafta da 50 bin euro değerindeki Baillie Gifford kurgu dışı kitap ödülü için kısa listeye alındı.

Temmuz 2016’da Türkiye’de yaşanan başarısız darbe girişiminden kaynaklanan suçlamalarla üç yıldır hapiste bulunan Altan itirazını bir kez daha yazıya döktü, yüksek güvenlikli Silivri Cezaevi’nde başkalarıyla paylaştığı koğuşundan yeni bir kitap yazdı.

Cezaevi koğuşundan yapılan mesajlaşmada Observer’a “Yeni bir roman yazdım” dedi. I Will Never See the World Again gibi yeni kitabı Lady Life’ın (Hayat Hanım) da ilk olarak İngilizce yayınlanması bekleniyor. Günümüz İstanbul’unda, baskı ve siyasi çalkantı ortamında geçen bir komedi olan kitabın başkarakteri Hayat adında bir kadın.

“Hayatı çok da ciddiye almayan birisini anlatıyor” diyor Altan, “Beni çok eğlendiren bir karakter oldu.”

Kitabın İngilizceye çevirisini yapacak olan Altan’ın dostu Yasemin Çongar’a göre roman son derece eğlenceli. Ancak geri planda, muhalif görülenlerin ayrım gözetmeksizin ve yaygın tasfiyesi sonucunda dara düşen “yeni yoksullarla” dolu aksayan ekonomisiyle bozuk bir toplum var. “Yaşamları kesintiye uğrayan, adeta yok edilen insanlar bunlar” diyor Çongar.

Hırçın, kışkırtıcı ve Erdoğan rejiminin açık sözlü bir muhalifi olan 69 yaşındaki Altan Eylül 2016’da, yazar, gazeteci ve akademisyen kardeşi Mehmet Altan (66) ve eski milletvekili ve gazeteci Nazlı Ilıcak’la (75) birlikte televizyonda darbeyi destekleyen “subliminal mesajlar” vermek suçlamasıyla tutuklandı. Şubat 2018’de Ilıcak ve Altan hükümeti devirmeye girişmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Mehmet Altan tahliye edildi fakat iktisat profesörlüğü işini kaybetti.

Cezaya dünya çapında yazarlardan tepki geldi; ne var ki, VS Naipaul, JM Coetzee ve Kazuo İshiguro’nun aralarında olduğu 38 Nobel ödüllü yazarın Ahmet Altan’ın serbest bırakılması için Erdoğan’a yönelik çağrılarına kulak veren olmadı.

Temmuz ayında Türkiye’nin en yüksek temyiz merci olan Yargıtay, Altan ve Ilıcak hakkındaki mahkûmiyet kararını bozdu ancak tutuklulukların devamına ve rejimin terörist bir örgüt olarak nitelediği Gülen hareketine “bilerek ve isteyerek yardım” suçundan yargılanmaları gerektiğine karar verdi. Altan ve Ilıcak suçlamaları kabul etmiyor. Dava 8 Ekim’de başlayacak.

Ahmet Altan’ın hukuksuz olarak tutulduğu iddiasıyla davayı Strasburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyan Britanyalı/Fransız insan hakları avukatı ve yazar Philippe Sands, Observer’a Britanya hükümetinin Altan’ın serbest bırakılması için baskı yapmaması nedeniyle “açıkçası dehşete kapıldığını” söyledi.

I Will Never See the World kitabına önsöz yazan Sands, “Hükümetin bu konuda yüksek sesle itiraz etmesi gerekir. Boris Johnson açıkça Erdoğan’a Ahmet’i serbest bırakması için çağrı yapmalı” diyerek ekliyor: “Perdenin gerisinde uğraştıklarını söylemekle yetinecekler, oysa tek umursadıkları şey ticaret. Bu rezalet.”

Yazarları savunan ve teşvik eden İngiltere PEN’in başkanı olan Sands Strasbourg’un kararını bekliyor, fakat Mehmet Altan’ın hukuksuz şekilde hapsedildiği konusunda mahkemeyi ikna etmişti zaten.

“Ahmet son derece dikkat çekici bir şahsiyet, esaslı, güçlü bir adam. Bütün yaşadıklarına rağmen boyun eğmiyor ve yıkılmıyor” diye ekliyor Sands.

Ahmet’in eşi Gülnur, Çongar gibi arkadaşları ve destekçileri Ekim’deki duruşmada tahliye edilmesini umut ediyorlar. Çongar’a göre “hapiste gereğinden fazla kaldı zaten”. Ancak Altan temkinli. “Yargıtay hakkımdaki hükmü bozduğundan, şimdi dünyayı tekrar görme şansım var” dedi Observer’a.

“Fakat ne zaman? Bilen yok. Mahkemenin öyle veya böyle ceza almamı istemesi, beni mümkün olduğunca parmaklıkların ardında tutmak istediklerini gösteriyor. Tekrardan hüküm giymem muhtemel ancak cezanın ne olacağını bilmiyorum. Hukuk [devleti] olmadığından, tahmin yapmak imkânsız.”

Dünyadan tümüyle kopmuş değil, ailesinin düzenli ziyaretlerine izin veriliyor. “Eşimi, çocuklarımı ve kardeşlerimi haftada bir defa bir saatliğine bir camın ardından görebiliyorum” diyor. “Telefonla konuşmak zorundayız ama birbirimizi görebiliyoruz. Ailemin haricinde hapishane yönetimine isimlerini verdiğim üç arkadaşım ziyaret edebiliyor. Geçmişte avukatlarımı da sadece haftada bir saat görmeme izin veriliyordu ama bu kısıtlama kaldırıldı.”

Kitapsız geçen ilk birkaç keyifsiz aydan sonra hücresine 10 kitap almasına izin verilmiş. “Hapishane kütüphanesinden ödünç alabiliyorum, avukatlarım da dışarıdan kitap getirebiliyor” dedi. Altan hala metin ve cüretkâr, büyük ölçüde hayal gücüne sığınarak tutukluluğa direniyor. “Her sabah başka bir yerde uyanıyorum” diyor: “Hala gündüz düşleri kurabiliyorum. Bu bana çok iyi geliyor.”

Bir gün serbest bırakılacak olursa aynı ölçüde Kafkaesk bir mücadele onu bekliyor. Başarısız darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal kapsamında kapatılan liberal Taraf gazetesinde 2007 ile 2012 arasındaki yayın yönetmenliği döneminden kalma bir davası devam ediyor.

Philippe Sands ödüllü kitabı East West London’un sahne versiyonunun önümüzdeki ay yapılacak bir performansını Ahmet Altan’a ve Türkiye’de hapsedilen tüm yazarlara adayacak. Londra edebiyat festivalinin bir parçası olacak etkinlik 21 Ekim’de Queen Elizabeth Hall, South Bank adresinde gerçekleşecek.

Kaynak: theguardian.com

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı