Basın DavalarıHaber

Altanların avukatından HSK’ya 16. dilekçe

Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın avukatı Figen Albuga Çalıkuşu, Yargıtay’ın bozma kararının ardından 8 Ekim 2019 günü Altanlar dosyasını yeniden görecek olan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin değiştirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) 16. kez dilekçe yazdı.

Çalıkuşu yaptığı yazılı açıklamada, HSK’nın oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ ile fotoğraf çektiren hâkimle ilgili anında soruşturma başlattığını ancak 9 Eylül 2019 tarihinden bu yana gönderdiği dilekçelere karşı sessizliğini koruduğunu söyledi. Çalıkuşu, “HSK için Kıvanç Tatlıtuğ’la fotoğraf çektirmek Anayasa’yı yok saymaktan daha vahim bir suç” dedi.

Çalıkuşu açıklamasında Ekim ayında açıklanması gündemde olan Yargı Reformu Stratejisi belgesine de atıfta bulundu. Yargı Reformu ile Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında yer verilen ihlâl alanlarına ilişkin etkili çözümler geliştirmesinin planlandığını anımsatan Çalıkuşu, temel hak ve hürriyetlerin korunabilmesi için hâkim ve savcıların AYM ve AİHM kararlarını yerine getirmeleri gerektiğine dikkat çekti.

Reform paketinde “hâkim ve Cumhuriyet savcısı kararlarının, AYM ve AİHM kararlarına uygunluğunun meslekte yükselme süreçleri ve denetimlerinde gözetilmesi sağlanacaktır” ifadesine yer veriliyor.

Çalıkuşu, “Üstelik adalet bakanı yargı reformunun ‘devletimizin millete sözü olduğunu’ söylüyor. Adalet bakanı aynı zamanda HSK’nın da başkanı. Böyle söyleyince ne beklenir? Anayasal suç işleyerek Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını yok sayan yargı üyelerine gereğinin yapılması. Hâkim ve savcılar Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarını yerine getirsin ki temel hak ve hürriyetler korunabilsin,” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu altı sanık hakkındaki “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını bozma kararının ardından dosya yerel mahkemeye geri dönmüştü. Yeniden yargılamaya dair tensip zaptı düzenleyen İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, duruşma tarihi olarak 8 Ekim 2019 tarihini belirlemişti.

Mahkeme tensip zaptında, Yargıtay’ın hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmettiği Mehmet Altan için zorla getirme kararı çıkarmıştı. Avukat Çalıkuşu’nun itirazı üzerine İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin nöbetçi heyeti, Mehmet Altan hakkında verilen “zorla getirilme” kararını 24 Temmuz günü oluşturduğu bir ara kararla geri almıştı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti daha önce de Anayasa Mahkemesi ve AİHM’in ihlâl kararlarına rağmen Mehmet Altan’ın tahliyesi için yapılan talepleri reddetmişti. Altan’ın avukatlarınca bir üst mahkeme olarak görev yapan İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yapılan itirazlar da bu mahkeme heyetince reddedilmişti.

Mahkemenin yargılamanın başından bu yana takındığı tutum ile tarafsızlığını yitirdiğini savunan Çalıkuşu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin görev yerinin değiştirilmesi talebiyle 9 Eylül gününden bu yana HSK’ya her gün dilekçe verme eylemine başlamıştı.

“Reform değil kandırmaca”

HSK’nın bugüne dek yapılan şikâyetlere karşı sessiz kalmasını eleştiren Çalıkuşu, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hükümlerine direnen İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nin eski başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, HSK tarafından denetlendi ve ödüllendirilerek Yargıtay üyesi yapıldı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Kemal Selçuk Yalman ile birlikte defalarca şikâyet ettiğimiz mahkeme heyeti ise hâlâ yerli yerinde durmaya devam ediyor. Bugün on altıncı dilekçemi de gönderirken sormak isterim: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, anayasal suç işleyerek direnen ve böylelikle anayasal suç işlemekten çekinmeyen, AYM ve AİHM kararlarını yok sayan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti görev başında kalmaya devam edecek ise biz hangi yargı reformundan söz ediyoruz? Eğer söylem başka, eylem başka olmaya devam edecek ise bunun adı reform olmaz, aşinası olduğumuz yeni bir kandırmaca olur” dedi.

“İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin yerinde kalmaya devam etmesi ağır bir kandırmacanın kanıtı sayılacak,” diyen Çalıkuşu, “Dileriz bir sinema sanatçısı ile fotoğraf vermenin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı yok saymaktan daha vahim bir suç sayıldığı bu dönemler artık son bulur,” ifadelerini kullandı.

Kaynak: expressioninterrupted.com

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı